DOMUZ GRİBİ İLE SOĞUK ALGINLIĞI ARASINDAKİ FARKLAR

Domuz gribinin en önemli belirtileri; üşüme ve titremeyle birlikte tekrarlayan 38 derecenin üzerine çıkan yüksek ateş, özellikle göz çukurlarında da hissedilen şiddetli baş ağrısı, ileri derecede kas ve eklem ağrıları, bitkinlik şeklinde sıralanabilir. Soğuk algınlığından farklı olarak belirtiler, yavaş yavaş değil, birdenbire ortaya çıkmakta ve daha fazla ateşlenmeye yol açmaktadır.

 
Domuzların en önemli özelliği, kendi virüslerinin yanında insan ve kuş gribi virüslerini de barındırabilmeleridir, bu rekombinasyonla yeni bir virüs oluşmaktadır ve insanlar daha önce benzer bir virüsle karşılaşıp direnç kazanmadıkları için bu yeni virüs dünyada büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
 

DOMUZ GRİBİNİN BELİRTİLERİ

 
Domuz gribi virüsünün 2 ile 4 gün arasında kuluçka dönemi vardır, bu sürede herhangi bir hastalık belirtisi gözlenmemektedir. Bu nedenle şüpheli kişilerin en azından 3-4 gün gözlem altında tutulmasında yarar vardır.  
 
Hastalığın 4 temel belirtisi vardır.  
 
En önemli özelliği, üşüme ve titremeyle nükseden 38 derecenin üzerine çıkan yüksek ateş. Diğer belirtileri göz çukurlarında da hissedilen şiddetli baş ağrısı, ileri derecede kas ve eklem ağrıları, son olarak da bitkinlik. Bu arada öksürük ve burun tıkanıklığı da görülebilir. Bu belirtiler kuluçka döneminden hemen sonra yavaş yavaş değil, birdenbire başlar.
 
Domuz gribini, soğuk algınlığıyla karıştırmamak gerekiyor. Soğuk algınlığı yavaş yavaş gelişir, ateş çok yüksek değildir, burun akıntısı ön plandadır. Kas ve eklem ağrıları olsa bile ileri derecede bitkinlik görülmez.
 

DOMUZ GRİBİ NASIL BULAŞIYOR ?

 
Domuz gribi en yaygın olarak solunum yollarıyla bulaşmaktadır.  
 
Hasta insanların öksürük ve aksırığıyla havaya birçok damlacık saçılmaktadır, konuşurken 200-300, öksürürken 4 bin damlacık havaya karışmaktadır. Virüsü taşıyan kişi öksürüp hapşırırsa, 4 metreye kadar hiç temas etmeseniz bile size virüs size bulaşabilir. Havaya saçılan partiküller havada uzunca bir süre asılı kalabilmektedir ve bunların solunmasıyla solunum yoluyla diğer insanlarada bulaşabilmektedir.  
 
Bunun dışında öksürük ve hapşırık sırasında mikrobun göz mukozasına yerleşerek de hastalığın bulaşabilmektedir. Yine eller, yakın temas çok önemli. Bu nedenle hasta kişilerin mutlaka izole edilmesi, toplu bulunulan yerlerden uzak durması, maske takması lazım. Özellikle ve mutlaka sık sık ellerin yıkanması gerekmektedir
 
Okullar, sinemalar, ulaşım araçları gibi topluca bulunulan yerlerde bulaşma riski daha yüksektir.
 
Özellikle salgın riskinin yüksek olduğu bu günlerde, sık sık el ve yüz yıkamayı bu dönemde daha fazla önemsemeliyiz. Öpüşmeye, tokalaşmaya biraz ara vermeliyiz. Hastalık bulaştırma bilinciyle, hastaların, öksüren kişilerin maske takması, öksürüp aksırırken mendil kullanmanın alışkanlık haline getirilmesi hepimiz için riski daha da azaltacaktır.  
 
65 yaş üzerindekiler, kalp akciğer rahatsızlığı, astımı olanlar, romatizmal hastalıklar nedeniyle kortizon kullananlar, kanser tedavisi görenler, küçük çocuklara ve kronik hastalıkları olanlar, domuz gribinin komplikasyonları açısından yüksek risk grubuna girmektedir.
 
Gribe yol açan virüsler sürekli değişkenlik göstermektedir, domuz gribindeki gibi genetik değişkenlikler gösterdiğinde ortaya yepyeni bir virüs çıkmaktadır, bu yüzden toplumun genelinde koruyucu antikorlar bulunmamaktadır.
 
 
Ayrıntılı bilgi için : 0216 467 82 82 - 83 nolu telefonu arayabilir yada info@ozonterapist.com  adresine yazabilirsiniz. 
Yazılım: Portaze| XML | © 2008 Ozon Terapi - Tüm Hakları Saklıdır.Ozon Terapi